24 Aralık 2011 Cumartesi

Yılın son fotoları

Mandalinayi cok seviyorum


Yagiz ve ben
Teknoloji cocuklari


Ekmek almaya gittik


Takla atiyoruuumm

8 Aralık 2011 Perşembe

Menim Dönemi

Menim Zeynep Sude'nin dilinde benim demek. Herşey onun. Bir çocuk evimize gelse, kazayla Zeynep Sude'nin oyuncaklarına dokunsa, başında menim deyip elindekini çekip alan bir Zeynep Sude bulur. Daha sonra kendi eliyle verir o başka :) Benim cicim, benim mamam, benim ayakkabim, benim tokam seklinde surup gider kizimin menimleri...Sofrayı hazırlarken koyduğum çatalların hepsinin kime ait olduğunu bilir. Çatalı tutar anne (annenin ki) der, diğerine geçer baba der ( babanın ki) sonra da kendi çatalını tutup meniiiim diye bağırır. Bir de sonunda çatalı bana doğru gösterip anne menim menim diye teyit alır. Geçen bulaşık yıkıyorum mutfakta.Baktım bizim ki gelmiş, o akşam sofraya kim hangi sandalyede oturduysa sırayla sayıyor.Bu anne, bu baba, bu da meniiim :) Bazen işe yaradığı da oluyor bu durumun. Elinde benim istemediğim birşey varsa bu benim Zeynep Sude deyip alıyorum.Bak bu senin diye oyalacak birşey veriyorum eline. Bazen hemen hıh deyip ikna oluyor bazen de basıyor yaygarayı. Üç ay sonra 2 yaşına girecek olan Zeynep Sude'de tüm 2 yaş belirtileri kendini gösteriyor. Süse püse çok düşkünüz bu aralar. Aynaya bakıp kendine gülümseyip duruyor. Terliklerime merak sardı. Giyip tıkır tıkır dolanıyor.Eskiden saçını toplamaktan hiç hoşlanmayan kızım, şimdi elleriyle toka getiriyor bana takmam için. Kıyafetlerini seçiyor. Kot eteğini çok seviyor. Hatta bir gece pijamaların üstüne eteğini giydi ve öyle yattı. Ertesi gün öğlene kadar da yine çıkartmak istememiş. Durumlar vahim yani :) Kitap okumayı seviyoruz. Kitap okumaktan ziyade kitaptaki resimleri yorumluyoruz biz :) Önce ben anlatıyorum ona, sonra da o bana. Bunların dışında kelime dağarcığımız baya genişledi. Artık herşeyi söylüyor. Son zamanlarda iyelik eki de kulanmaya başladı ama bazen yanlış yerlerde kullanabiliyor. Mesela ben yemeğimi bitirince benim için bitirdin diyeceğine bitirdim diyor. Neyse zamanla doğru yerde kullanmasını öğrenecek. Bu arada büyük halasına sıfatıyla değil ismiyle hitap ediyor. Sanki arkadaşı gibi Emine git Emine gel. Sadece halasına değil Kaan' a da Emine diye hitap ediyor. Emine emine diye bağırıp Kaanın bakmasını bekliyor. Komik kızım benim :) Bunların dışında kelimelerimiz şöyle sıralanıyor: bapattım: kapattım, bop: top, ababa: araba, mamujjs: maymuş, abata: ayakkabı, mujj:muz, aya: ayak, eye: el, daç: saç, manina: mandalina, bubağa: kurbağa, düdü: yün, goka: toka, buyun: burun, biya: bi daha, gak: kalk, git, menim: benim, giy giy: giy, batta: başka, doktu: döktü, mamam: tamam, oldu, emme: ekmek, ba bay: bye bye, hepis: hepsi, oyda: orda, montü: mont, mini: minik, uavava: Hu Allah, tatam: tavşan, tatal: çatal manena: babaanne böbüş: göbüş biz deldik: biz geldik, iya: ilaç, uyu uyu: uyu, bilmiyom bilmiyom: bilmiyorum, bayıs: barış biktap: kitap, bette:bekle, yatatın: yaşasın, gok: yok, mugme: dugme, opucuk, birak, nene: cene, nanak: yanak

7 Aralık 2011 Çarşamba

Zor bir hafta

Geçen hafta hepimiz için zor bir haftaydı.Çünkü ailecek hastaydık.Zeynep Sude bir haftadır öksürüyordu zaten.Hareketlerini hiç etkilemedi hastalığı, keyfi de yerindeydi maşallah ama uykuya daldığında öksürük onu zorluyordu.Doktor öksürüğün ciğerlerine geçmediğini söyleyince öksürük şurubuyla durumu kurtardık. Tekrar antibiyotiğe başlayacağız diye baya korkmuştum.Bu esnada Kubilay'ın ayağı tırnak batmasından dolayı iltihaplanmıştı.Ayağına dokundurmuyordu. Durum böyle olunca tırnağından operasyon geçirdi. Dikiş falan atıldı. Ayak kocaman geldi eve. Aynı gün ben işyerinde rahatsızlandım. İşe kadar gidip iş yapamadan geri geldim. İşyerinin doktoruna gittim. Serum falan taktılar ama nafile. İyice beter oldum. Apar topar bir araçla eve geldim. Kubilay da yürüyemediğinden kayınvalidem ve kardeşimin kollarında hastaye gitmek zorunda kaldım. Tahliller,serumlar,ultrasonlar ve iki gün süren hastane koşturması sonunda yüksek oranda enfeksiyon teşhisi kondu. İki gün rapor aldım. Tabi evde herkes hasta olunca kim kime bakacak. Haydi toparlanıp kayınvalidemlere gittik. Annem de hacdan gelen teyzemi karşılamak için Edirne'ye gitmişti. Şansızlık işte. Kayınvalidemlerin evi taziyeye gelenlerden boşalmıyor, telefonları susmuyor. O da kime nasıl yetişeceğini şaşırdı. Tabi bu arada olan Zeynep Sude'ye oldu. Anneye gidiyor anne hasta, babaya gidiyor başka türlü.Babaanne misafilerle ilgileniyor derken biraz ihmale uğradı yavrum. En çok üzülüp, aklımda kalan şey ise kahvaltısının verilmesi gecikince çareyi kuru ekmekte bulan kızımın ekmeği iştahla yiyişiydi. Allah kimseyi annesiz babasız bırakmasın. Hangi yaşta olursa ol anne babaya ihtiyaç bitmiyor. Bunu birkez daha anlamış oldum.