30 Mayıs 2013 Perşembe

Anneler günü

Anneler günüm çok güzel başlamıştı. Her zamanki gibi hediyeleşmeler,sarılmalar, annelere ziyaretler derken gün bitiminde İkea'ya gitmek istemiştim. Kubilay'da Zeynep Sude sıkılmasın, girişteki top havuzunda onu oyalarım sen de rahat rahat gezersin diye beni azat etmişti. Birden telefon çaldı. Zeynep Sude başını çarpmış ve hemen hastaneye götürmemiz gerekiyormuş..Nasıl çıktım hatırlamıyorum..hemen en yakın özel hastanenin yolunu tuttuk.

Yara açık mikrop kapmasın diye yarayı bantladılar ancak başından çartığı için travma bölümü olan bir yere gitmemiz gerektiği söylendi. Oradan Vakıf Gureba hastanesine geçtik. Film çekildi ve burnunda küçük bir kırık olduğu söylendi. Burnundan çok kan geldiği için kulak burun boğaza mutlaka göstermemiz gerekiyormuş..Pazar günü olduğu için mecburen ertesi günü bekledik ama o gece hiç uyumadık..Ömrümden ömür gitti diyebilirim o dakikalarda.. Ertesi günü Medipol Hastanesine gittik. Allahtan kırık yokmuş, kılcal damarı çatlamış, bu yüzden çok kan gelmiş..Kendi kendine iyileşecekmiş..İlk müdahalede ufak bir estetik dikiş atılması iyi olurmuş ama tabi iş işten geçmş..Şu an resimdeki gibi küçük bir yarası kaldı.Bu bantlar çıktııktan sonraki hali..Allah biliyor ya ben daha kötü bekliyordum.Şu anda kantoren yağı sürüyoruz iz kalmasın diye. Allah beterinden saklasın tabi ama çok korktum..Bu olay anneler gününe damgasını vurdu bu sene.Allah seninle imtihan etmesin bizi..Yalnız şunu bilmelisin ki çok yaramazsın..Teselli olayım diye bana anlatılan tüm hikayelerin hepsi erkek çocuklarına ait.. Azıcık uslu olmayı denesen de bizim yüreklerimizi ağzımıza getirmesen kızım..

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Pelinin doğumgünü

 O kadar eğlendim ki...
 Balonlarla oynadım
 Yemeklerimi yedim
 Anneme poz verdim
 Oyunlar oynadık
 Fotoğraflar çektirdim
 Meşhur pozumuz :)
ve yeni pozlarımızdan biri :)

Artık düdü yok

Bilenler bilir Zeynep Sude'nin yaz-kış yanından ayırmadığı, ağladığı zaman ona sarılıp teselli bulduğu, uykusu geldiği zaman onsuz uyuyamadığı bir düdümüz vardı. Parmağını emer ve onu koklardı bizimki :) Düdü dediğimiz aslında bir yün yelekti ama herşeyi unut onu unutma.Kıyametler kopar, nerden olsa döndürürdü bizi..Biz de birbirimize aman çocuğun yünü diye diye, Zeynep Sude ona düdü ismini vermişti. Her fırsatta düdüsünü yanında isteyen Zeynep Sude büyüdükçe yalnızca uykusu geldiğinde ve ağladığında arar olmuştu düdüyü. Bir de bu düdü her yere bizimle geldiğinden sürekli düşüyor, yerlerde sürünüyordu. Yıkamakla baş edemiyorduk. En son ne kadar kollasakta doktor enfeksiyon kaptığını söyleyince enfeksiyon kaynağı olarak düdü olabileceğini düşündüm. 2 gün sabaha kadar ateşini düşürmekle uğraştık. En son kızım bak bu düdü seni hasta ediyor gel bunu atalım dedim. Hastalıktan yorgun düşen Zeynep Sude'de tamam dedi. Kapının önüne çıkıp düdüyü attık. Üstelik ona attırdım ki daha inandırıcı olsun. Sonrasında ben düdüyü alıp sakladım çok ararsa veririm diye..Bir iki ağladı.. Bak dedim çıkalım kapıya abiler almış düdüyü..En son ikna oldu aldıklarına..Ağlamadı ama ilk hafta uykuya geçmekte çok zorlandı. Bir iki gün öğle uykusu uyumadı ve uykusu olduğu halde çok zor daldı. Aslında düdüye o kadar düşkündü ki bu kadar kolay bırakacağını hiç düşünmüyordum. Kızım bana bu tür konularda hiç zorluk çıkarmadı gerçekten. Düdüyü 22.04.2013 te bıraktı. Bırakalı 3 hafta oldu ve düdüsüz şu anda çok mutluyuz..

5 Mayıs 2013 Pazar

Büyüyorum

 Atlı karınca keyfim

 Babam bana tavşanlı balon almış
 Tavşanım ve ben
 Paçanga böreği yapıyoruz
Kek çırpıyorum